Korkmayın!

Karanlıkta beliren ışığa aldanmayın. O ışık size nereye gideceğinizi gösterir, gitmek istediğiniz yere değil. Nereye gitmek istediğinize karar vermek sadece karanlıkta mümkündür.

   Ateş, Su’ya aşık olmuştu. Ateş, Su’ya aşık olur mu demeyin. Aşk nerede imkansız var gider onu bulur, imkansızlığına imkansızlık katardı. Yani Ateş gidip de Hava’ya aşık olmazdı. Beraber olsalar her şeyi yakıp, yok edebilecek kadar güçlü olabilecekleri Hava’ya aşık olacak hali yoktu ya. Nasılsa Hava parıl parıl Ateş’e kendini kaptırıp, etrafında parçalanmaya devam edecekti.
   Ateş, tüm kıvrımlarıyla Su’yu istiyordu, dokunsa onu bile yakabilecek ıslaklığını hissetmek, dalgalarının sesiyle kendinden geçmek, aynı dalgaların kendini her kızdırışıyla tekrar tekrar kendine gelmek ve Su’ya en baştan aşık olmak istiyordu.

  Aşk böyleydi işte. ne imkan tanır, ne de imkana engel.

Taşıyamayacağımız yüklerin altına girdik, sırtlandık kalpleri. Kanadılar sırtlarımızda 

Diyoruz ya hani bazı şeylerin değerini kaybedince anlıyoruz diye; hayat değerini kaybedince neyin anlamı kalıyor ki anlayacak?

Black Moons

There are some types of people. One of them is black moons. I am also a black moon. At day light we were often tagged as weirdo, freak, odd, loser, broken. You name it, since you are better at it. We are obvious as a black moon can ever be, unusual than usual, different than most, writhen under the cruel revealing day light that shatters us by exposing our so called differences. Yet here we are, under the same sky, embraced by the darkness of night as a black moon can ever be, equal with everyone, same as any, hugged by the soothing silence nocturne that covers us under its pitch dark sky shelter. Yes we are black moons!

Why do I love moon? Why wouldn’t I love something that so strong enough to light its own darkness?

Dedi

Al dedi kalbini dedi kalbini istiyorsan dedi kendini dedi al kendini dedi git dedi kime kaptırırsan kaptır dedi git dedi bana ben de kendimle kavga ettim o yüzden dedi kendim dedi oğlum bak dedi madem zalim öyle yapıyor dedi ne yaparsan yap oğlum sen de dedi al kendini git dedi ben çekecek halim yok dedi.